Rasûlullah Efendimiz de bize Kudüs’le ilgilenmeyi ısrarla tavsiye ediyor: “Oraya (Mescid-i Aksa’ya) gidin ve içinde namaz kılın. Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız, kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderin.” (Ebû Dâvûd, Salat, 14)

Hz. Ömer Patrik Sophronius’a verdiği emanname ile halkın bütün dini ve sosyal haklarını güvenceye aldıklarını tebliğ ediyor. Bu emanname daha sonraki bütün halifeler tarafından tanınmıştır. Selahaddin Eyyubi’nin emannamesi de Hz. Ömer’inkine dayanır, Kanuni Sultan Süleyman’ınki de Yavuz Sultan Selim’inki de Abdülmecid’inki de. Bu temelinde İslâm geleneğidir.

Çünkü, Allah, kulun duyularını, derilerini/ uzuvlarını kendilerine karşı şahitler kılacaktır (Fussilet Suresi, 19-23).

Kudüs, Müslümanların namusu, kutsalı, şerefi, onurudur. Kudüs, Müslümanların özgürlük sembolüdür.

1945 yılından beri ikinci kez bu defa Siyonistler tarafından işgal edilen Kudüs’ün yeniden fethi için üçüncü bir ismin çıkması tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de beklenmektedir.