Sizi Arayalım
Bu sayfayı yazdır

HİCRET VE MUHARREM!


HİCRET VE MUHARREM!

Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) en yakın arkadaşı, “dost” kavramına hakkını veren bir yiğitle, Hz. Ebubekir (r.a.) ile beraber Sevr dağına doğru hareket edip Mekke’yi arkasında bırakmasının üzerinden 1439 yıl geçmiş…

***

Başlayan gün bitiyor, yeni doğan çocuklar gözümüzün önünde çabucak büyüyorlar. Her gelen yeni mevsim bir öncekinin sonu oluyor. “Daha dün” tabiriyle geçen günleri esefle anıyor insanlar.

Günler, aylar derken kocaman yıllar akıp gidiyor hayatımızdan.

Bir yudum içtiğimiz çay daha yeni tadını almaya başlamışken bir anda bitiveriyor.

***  

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Mekke’nin sıkıntı, işkence ve eziyet dolu günlerini yaşadıktan sonra “hicret” edebildi.

Ashabı da onunla beraber eziyet işkence ve sıkıntılara katlandı hatta şehadete erenler oldu.

Habbab b. Eret (r.a.) en fazla işkence gören sahabelerden olmasına rağmen, halinden şikayetçi olması sebebiyle Peygamber Efendimizin (s.a.v.) tazirine muhatab oldu.

***

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Habbab’a (r.a.) şöyle cevap veriyordu:

“Sizden önceki ümmetler içerisinde öyleleri vardı ki, toprak kazılır, sonra bir demir testere getirilir, başının üstüne konurdu da onları dinlerinden caydıra­mazlardı.

Demir taraklarla etleri taranır, kemiklerinden ayırt edilirdi de onlar dininden yine vazgeçmezdi.

Allah elbette bu davayı tamamlayacak ve bütün dinlerden üstün kılacaktır. Öyle ki, hayvanına binip San’a’dan Hadramut’a kadar tek başına giden bir kimse, Allah’tan başkasından korkmayacak, koyunları için de kurt saldırmasından başka bir şeyden endişe duymayacaktır.

Fakat siz acele ediyorsunuz![1]

***

İçinde bulunduğumuz türlü türlü nimetlerin şükrünü eda edip edememenin derdini taşımadan “hicret” ruhunu yakalamak elbetteki günümüz “Müslümanına” zordur!

Önce, Habbabları anlamak gerek!

Hz. Ömer döneminde (hicretin 17. yılında- 16 Temmuz 622) çekilen bunca sıkıntının hatırlanması adına, hıristiyan ve yahudilerin uygulamalarına “Müslümanca” bir tavır sergileme adına, onlara tarih ile de olsa benzerlik göstermemek adına “yılbaşı” hicretin başlangıcı olarak tesbit ve tayin edilmiştir.

***

“Andolsun asra ki, insan gerçekten ziyan içindedir...”[2]

“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların değerinden habersizdirler. Bunlar, sağlık ve boş zamandır.” [3]

***

İslam’ın izzet ve şeref verdiği kuvvet kazandığı günlere kadar “haram aylar” diye tabir olunan Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları içerisinde yer alan Muharrem ayı aynı zamanda hicri yılbaşının ilk ayıdır ve mübarek bir aydır.

“Şüphesiz, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.”[4]

***

İbn-i Abbas’ın (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine’ye geldiğinde, yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını gördü. “Bu nedir?” diye sordu. “Bu hayırlı bir gündür. Bu, Allah’ın İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardığı, bu sebeple de Hz. Musa’nın (a.s.) oruç tuttuğu gündür” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.), “Ben Musa’ya sizden daha lâyığım.” buyurdu ve hem kendisi bugünde oruç tuttu hem de başkalarına oruç tutmalarını emretti.”[5]

Bakara suresinin 183. ayeti “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere olduğu gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 183) nazil olunca, aşure orucu isteğe bağlı hâle geldi.[6]

***

Hicri  yılbaşı olan Muharrem'in 10. gününde meydana geldiği rivayet edilen bazı önemli olayları şöylece sıralamak mümkündür:

1- Hz. Nuh’un gemisi tufandan kurtulup, Cudi dağına oturmuştur. Bilindiği üzere, Hz. Nuh, Allah’ın emri üzerine kendine inananları yaptığı bir gemiye bindirmiş, tufan gerçekleşince, inanmayanlar suda boğularak helak olmuşlardı. (Bkz: Hûd suresi, 25 ila 43)

2-Hz. Adem’in (a.s.) tevbesinin kabul edilmesi,

3-Hz. İbrahim’in (a.s.), Nemrut’un ateşinden kurtulması,

4-Hz. Yakub’un (a.s.) oğlu Hz. Yusuf’a (a.s.) kavuşması,

5-Hz. Musa (a.s.)  ve İsrail oğullarının Firavun ’un zulmünden kurtulmaları, 10 Muharrem (Aşure) günü gerçekleştiği rivayet edilen olaylar arasındadır.

***

Ayrıca Muharrem Kerbela’nın yaşandığı aydır.

Usame b. Zeyd (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: Bir gece bir ihtiyacım için Peygamber (s.a.v)’in kapısını çalmıştım. Peygamber (s.a.v) ne olduğunu bilmediğim bir şeye sarılmış durumda karşıma çıktı. İşimi bitirince dedim ki: Bu sarıldığın şey nedir, Ey Allah’ın Rasûlü? 

O örtüyü açıverince birde ne göreyim. Hasan ve Hüseyin değil miymiş? Allah’ın selamı onların soyuna ve sopuna olsun.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bunlar benim oğullarım ve kızımın oğullarıdır.

Allah’ım! Ben onları seviyorum sende onları sev onları sevenleri de sev.”[7]

İbn Ömer (r.a.) den gelen bir rivayette şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Hasan ve Hüseyin bu dünyada benim reyhanımdır.”[8]

Muharrem ayı bu reyhanlardan Hz. Hüseyin’in şehadet ayıdır.

***

“Andolsun asra ki, insan gerçekten ziyan içindedir...”[9]

“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların değerinden habersizdirler. Bunlar, sağlık ve boş zamandır.” [10]

Bu çizgide yeni hicri yılınız, Muharreminiz mübarek olsun!

 

[1] Üsdü’l-Gàbe, 2/ 98.

[2] Asr suresi, 1

[3] Buhari, Rikâk, 1; VII, 170

[4] Tevbe suresi, 36

[5] Buhari, Savm, 69; II, 251; Müslim, Savm, 127; I, 795

[6] Buhari, Savm, 69; II, 250

[7] Buhari, Menakîb: 27

[8] Buhari, Menakîb: 27

[9] Asr suresi, 1

[10] Buhari, Rikâk, 1; VII, 170