Sizi Arayalım
Bu sayfayı yazdır

AĞLAMA DUVARI!


AĞLAMA DUVARI!

Ağlama Duvarının Anlamı!

Süleyman (a.s.) Kudüs'te yaptırdığı yahudilerin, Beyt’ül-Makdis'ten kaldığına inandıkları ve kutsal kabul ettikleri duvar.

Ağlama Duvarı Kudüs'tedir.

Yahudilerin ha-Kotel ha-Ma'aravi (batı duvar) dedikleri bu duvar zamanla hıristiyanlığın tesiriyle "Ağlama Duvarı" olarak adlandırılmıştır.

Ağlama duvarının özelliklerine gelince;

Yaklaşık 485 m uzunluğunda olan Ağlama Duvarı, toprak seviyesinin üstünde yirmi dört büyük taş sırası ile yer altında kalan on dokuz taş sırasından meydana gelir.

Yüksekliği toprak seviyesinden itibaren 18 m olup 6 metresi mabet alanının seviyesini aşmaktadır. Taşlardan bazılarının uzunluğu 12 m, yüksekliği 1 m, ağırlığı ise 100 tondan fazladır.

1967 Arap-İsrail (Altı Gün) savaşına kadar sadece 30 metrelik kısmı ibadet için kullanılmaktaydı. Bugünkü haliyle duvarın en üstünde bulunan on bir sıra, İslami dönemden kalmadır. Geri kalan kısım ise Herod (Hirodes) dönemi mimari özelliklerini taşımaktadır.

Ağlama Duvarının Sırrı:

On iki kabileye ayrılmış olan İsrailoğulları Süleyman (a.s.)'ın vefatından sonra iki devlete ayrıldılar.

On kabile İsrail devletini, diğer iki kabile ise Yahuda devletini kurdular. Azgınlaşarak hak yoldan ayrıldılar ve taşkınlık ettiler.

İsrail devleti M.Ö. 721'de Asuriler, Yahuda Devleti de M.Ö. 586'da Babilliler tarafından yıkıldı.

Asuriler, Babil Devletini işgal etti. M.Ö. 587'de Asuri Hükümdarı Buhtunnasr Kudüs'ü yakıp, yıktı. Yahudilerin çoğunu öldürdü, kalanlarını da Babil'e sürdü. İran hükümdarı Şireveyh, Asurileri yenince yahudilerin tekrar Kudüs'e dönmelerine izin verdi.

Yahudiler M.Ö. 520 senesinden sonra Mescid-i Aksa'yı yeniden imar ettiler.

Önce Perslerin, sonra da Makedonyalıların idaresi altında yaşadılar. M.Ö. 63 senesinde Kudüs, Romalı kumandanı Pompey tarafından işgal edildi. Pompey de yahudileri dağıttı, şehri ve Mescid-i Aksa'yı yakıp, yıktı.

Böylece yahudiler, Roma Devleti hakimiyetine girdiler. M.Ö. 20 senesinde Romalıların Filistin'deki Yahudi valisi Herod, Mescid-i Aksa'nın eski ölçülerini daha da genişleterek yeniden yaptırdı.

Yahudiler daha sonra Roma hakimiyetine isyan ettiler. M.Ö. 70 yılında Romalı kumandan Titüs, Kudüs'ü tamamen yıktı. Şehri viraneye çevirdi. Beyt-i Mukaddes de yandı. Sadece batı duvarı kaldı. Sonra Titüs'ün yaptırdığı ve 120 yılındaki tamiratta bu duvarın aynen kaldığı kabul edilir.

Kudüs'ün doğu kesiminde Kubbetü's-Sahra Camiinin de bulunduğu Harem-i Şerif'in batı tarafında Tyropean Vadisinin kayalık tabanı üzerinde yer alan Ağlama Duvarı, M.S. 1. yüzyıldan itibaren yahudiler tarafından kutsal kabul edilmeye başlandı.

Yahudilerin önünde ibadet ettikleri bu duvar, Kudüs'ün ve Beyt-i Mukaddes’in yıkılışını; Romalılar tarafından başka ülkelere sürülüşlerini anmak; hatıralarını tazeleyip, kinlerini bilemek; mabede yeniden kavuşup yahudi hakimiyetini kurmak hayali içinde dua ve gözyaşı ile yaslarını sürdürmelerini sağlamıştır.

Bu duvar yüzyıllarca yahudilerdeki milli ve dini şuuru ayakta tutmuştur. Yahudilerin inanışına göre, "Bu duvar yıkılmayacak ve Rab, mabedin batı duvarını asla terk etmeyecektir."

İlk zamanlarda duvarın yanında herhangi bir ibadet yeri yapılmamış, hatta yahudilerin Kudüs'e girmeleri bile yasaklanmıştı.

Fakat Ağlama Duvarı muhafaza edilmiş ve Mescid-i Aksa tamir edilmişti. Kudüs İslam hakimiyetine girdikten sonra, yahudiler serbestçe Kudüs'e girebilmişler ve ibadet edebilmişlerdir. Ağlama Duvarı önüne gelerek dua etmişlerdir.

Osmanlıların Kudüs'ü fethetmelerinden ve İspanya'dan kovulan yahudilerin Kudüs'e göçme veya burayı ziyaret etme imkanının doğmasından sonra Ağlama Duvarı yahudiler için devamlı bir dua yeri haline gelmiştir.

Osmanlılar yahudileri himaye ettikleri gibi Mescid-i Aksa'yı ve Ağlama Duvarını tamir ettirip, yıkılmaktan korumuşlardır.

Bölgede yahudi nüfusunun artmasından sonra yahudiler Ağlama Duvarı önüne, sıralar, masalar koymak ve o bölgedeki evleri yıkmak isteseler de Müslümanlar buna mâni oldular.

1929 senesinde Ağlama Duvarı sebebiyle Müslümanlarla yahudiler arasında olaylar çıktı. Birleşmiş Milletler Cemiyeti tarafından kurulan bir heyet, duvarın Müslümanların mülkiyetinde olduğuna ve yahudilerin orada dua edebileceklerine karar verdi.

1948 senesinde Kudüs'ün doğu kesiminin Ürdün'ün eline geçmesi üzerine yahudilerin bu duvarı ziyaret etmeleri yasaklandı.

1967 Arap-İsrail savaşında Kudüs'ün doğu yakasının İsrail tarafından işgal edilmesi üzerine bu hadiseyi asker sivil bütün yahudiler duvarın önünde büyük bir coşkuyla kutladılar.

2000 yıllık İsrail rüyasının gerçekleştiğini ilan ettiler. Daha sonra ise duvarın bulunduğu bölgedeki mahalle yıkılarak geniş bir alan açıldı.

Ağlama duvarını Süleyman (a.s.)’ın yaptırdığı mabetten bir kalıntı olarak kabul ettikleri kutsal bir mekân sayan yahudiler, mabedin yıkılış yıl dönümü olmak üzere çeşitli vesilelerle dua ederler.

Yahudilerin en büyük hedefi, bu mabedin eski ölçülerine göre yeniden yapılmasıdır.

Beyt-i Mukaddes’in eski ölçülerle yeniden yapılabilmesi için bugünkü Kubbetu’s- Sahra’nın ve Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerekmektedir.

Yüzyıllara dayanan kavganın temelinde bu yatmakta, yahudilerin bir dönem gördükleri müsamahaya rağmen Filistinli Müslümanlara gösterdikleri zulüm ve işkence yapılan işgal ve tasallutun altında bu inanç bulunmaktadır!