Sizi Arayalım
Bu sayfayı yazdır

HACCA BİR DE BÖYLE BAKSAK?


HACCA BİR DE BÖYLE BAKSAK?

MİKAT VE İHRAM

Hadi çıkar elbiseni… sıyrıl tüm suni sınırlardan... kaldır insanlar arasındaki tüm farklarını… statünü, ırkını, her türlü halini ele veren şeylerden arın…

Ölümcül ol… sonunda nasıl olacaksan öyle ol Rahman’ın karşısında…

Dünyevi her şeyin atılmaya karar verildiği yerdesin…

Hiçbir zevki hatırlamamak için koku kullanma, farklı elbise giyme, geride bırak hepsini…

NİYET

Günlük hayattan ebedi hayata, benlikten Allah’a, kölelikten hürriyete, içtenlikten gerçeğe, kendi evinden insanların evine, bencillik ve gayesizlikten bağlılık ve sorumluluğa geçmeye niyet et…

MİKATTA NAMAZ

‘Senin huzurunda İbrahim as gibi duruyorum, ahrette göreceğin gibi giyindim Rabbim,’ diyorsun. Dünyevi olanlardan ayrılma kararını imzalıyorsun bu namazla.

Davet edenlerin en hayırlısına ‘davetine icabet ettim’ anlamında ‘lebbeyk Allahumme lebbeyk’ de ve ekle; ‘seç beni, seçkin kullarından et beni, geldiği gibi dönenlerden etme beni, arındır beni, yak beni, âleme adınla zerre zerre saç beni ve topla sonra aşkınla ki; Mecnun kıskansın, İbrahim kıskansın, Hacer kıskansın…’

KÂBE

Ve gel, İbrahim’in gelişi gibi, Hacer’in gelişi gibi, yanan gönüllerin gelişi gibi gel Kâbe’ye… Kâbe ki, akılların ötesinde, sınırsız derin manasıyla bekliyor seni… Kâbe, masiva ile maveranın, dünya ile ötelerin arasında, birinin bitip öbürünün başlamak üzere olduğu hudut çizgisi… Kâbe, eşya ve maddenin tükenip ruh ve mananın başladığı ufuk noktası…

Tüm istikametler ona perçinli. Bu dünyanın ötelere bağlı serhat kapısı, ilahi marifete erme yolunda insani memuriyetin geçit noktası…

Kâbe, ‘bir halife yaratacağım,’ diyen Rahman’a ‘ niçin halifeliği, bozgunculuk çıkaracak insana veriyorsun?’ diyerek itiraz eden meleklerin pişman oluşunu simgeler… ve arşı tavaf etmeye başlarlar Kabe hizasında… Allah’ın ‘yeryüzünde Beyt-i Mamur’un hizasında bir tavaf merkezi yapın’ emrini yerine getiren meleklerin inşa ettiği Kâbe…

Etrafında yüzlerce peygamberin gömülü olduğu Kâbe…

Sana, kendini tanıman, varlığını göstermen ve sonsuzluğa ermenin öğretildiği yer olan Kâbe…

İnsanlığın kara lekesini, günahları akıllardan çıkarmamak için, tevbeyi unutturmamak için, Hacerü-l evsedi bağrında taşıyan Kâbe…

Duygularının çatısı, yalnızlığına bir köşe taşı, yol gösterici bir işarettir Kâbe…

İşte karşında Kâbe, işte şimdi… onu gördüğün anda yapılan duaların geri çevrilmeyeceği yerdesin, işte şimdi Sultanlar Sultanından… imamı Azamın dediği gibi; ‘ Rabbim, şimdiye kadar yaptığım ve bundan sonra yapacağım tüm duaları kabul et’ diyerek iste…

TAVAF

Gir tavafa… Allah’ın yolu insanların yoludur, Allah’a ulaşmak için insanlara katılmalısın, gir onların arasına… yaklaş, hizmet et insanlara ve insanlığa…

Durma, sürekli hareket et, duramazsın tavafta, ahengi bozma, katıl insanlara ve hayatta da hep onlarla ol, Allah için çalış…

Selamla her tavafta Hacerül esvedi ki; o ‘Allah’ın yeryüzündeki sağ elidir’. Allah ile ahitleşmedir, ibadet ve taatte en iyi olmaya söz vermektir ona el sürmek…

Yedi kez dön tavafta, yediyi tamamla… zira bu, yedi kat gökleri, manevi mertebelere yükselip Allah’a ulaşmayı, tevhidin (inancın) fiile dönüşünü temsil eder.

SA’Y

Sa’y’a başla şimdi, Hz. Hacer’in gayretiyle başla, çalışmadan elde edemezsin… ne dünyayı ne ukbayı… çalış, ara, umut et, koş, durmadan koş, Hacer gibi hedefine ulaşmak için koş, çölün ortasında olduğunu bilsen de O’ndan umut kesme, ara…

Allah’a tevekkül etsen de çalışmayı elden bırakma…

Bedenin çalışmasıdır sa’y, dünyevi uğraşların, gerekliliğin simgesidir…

Hz. Hacer’in kendine, ayaklarına, iradesine ve zekâsına güvenmekte kararlı olmasıdır sa’y, sen de güven ve kararlı ol…

‘Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmanın’ timsalidir sa’y…

Hacer’in teslimiyet ve itaat örneğidir, imanın ve Allah aşkına güvenin büyük galibiyetidir sa’y…

Tavaf; mutlak sevgidir, Sa’y; mutlak akıl…

Tavaf; tamamen O’dur, Sa’y; tamamen sen…

Tavaf; Kadiri Mutlak’ın iradesidir, Sa’y; yalnızca senin iraden…

Tavaf; oluş sancıları ve ahiret endişesidir, Sa’y; maddi ihtiyaçların hepsi…

Tavaf; O’na sunulan beyaz bir dilekçedir, Sa’y; dilekçenin kabul ediliş endişesidir…

ARAFAT

Zilhicce’nin 9. günü…

Arafat’a çıkma vakti…

Arafat, ilk insan ve peygamberin ilahi af için yalvardığı, rahmete kavuştuğu, muradına erdiği yer…

Âdem ile Havva’nın 250 yıl sonraki buluşma heyecanıyla koş Arafat’a…

En büyük tevbeyi yapma arzusuyla koş…

Annenden doğduğun güne koş…

Mahşer yerinden farksız, kimseye ayırım yapılmayan yere, arınacağın, el açıp dağılacağın yere koş…

Af rüzgârının günahları yaprak gibi savurduğu, duaların en güzel şekilde karşılandığı, yalvarabilenlere kurtuluşun müjdelendiği yer Arafat…

Bütün resul, nebi, veli ruhlarının arefe günü hazır bulunduğu yere koş… ismini buluşmaktan alan Arafat’ta buluşmaya koş… günahsızlıkla… tevbenin tecellisiyle… tek ve sonsuz merhamet kapısıyla buluşmaya koş…

‘Rahmetim gazabımı geçti’ diyen Rahman’ın ‘ kulum işte sana rahmet zemini’ dediği yerdir Arafat…

Allah ile yalnız kalış, O’nda eriyiş, yok oluş, O’ndan isteyiş, O’ndan bekleyiş…

Geri dönüşü olmayan anların hepsi, ‘ hesaba çekilmeden önce, nefsinizi hesaba çekin’ hadisinin anlamlı mevkii…

Daha çok hesaba çekebilmek için kendini, vaktini almasın diye öğle ve ikindi namazını birleştirerek kıl…

İbadetini bile senin için yeni bir şekle sokan Allah’la ol… yalnız ol…

MÜZDELİFE

Arafat’tan, akşam namazını kılmadan ayrılıp Müzdelife’ye geliyorsun…

Müzdelife, Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın buluştukları Arafat’a karşılık, durakladıkları ve kavuşmalarını tamamladıkları nokta…

Müzdelife, seni Allah sevgisinden, ilahi olan her şeyin aşkından alıkoyan, zerre miktarı zevklere ömür tükettiren, en verimli yıllarını rüzgâra kapılmış yaprak gibi savurup heba ettiren ‘şeytan’ adı altına sığınmış ihmallerini, yalanlarını, mazeretlerini, heva ve heveslerini taşlamaya hazırlanacağın yer…

Müzdelife, bütün şeytanlarını yok etmek için taş toplayacağın yer…

Sabaha kadar ordasın, nefsinle, kendinle hesaptasın…

Vakti kullanmak adına, yatsıyı akşamla bir edip kıl… sana yeniden vakit kalsın sabaha kadar… uyusan da uyuma… büyük kararlar arefesindesin, hazır mısın tüm engelleri kırmaya, ilahi yolculuğundaki taşları temizlemeye… içindeki ‘nefs’ isimli şeytanı dize getirmeye…

72 tane taş topluyorsun, şeytanlar için 72 taş… bu sayı kararlılığını gösteriyor…

Heyecan içindesin, Rahman ile arandaki engelleri kaldırma heyecanı… tüm benliğini sarıyor bu istek, bazen ‘zor’ diyorsun;‘zor’ , bunca şeyden vazgeçmek zor… ama Rahman’a yaklaşma arzusu tekrar sarıyor bedenini ve anlıyorsun içindeki bu seslerin merciini… ‘yine sen’ diyorsun ‘yine sen engel olmak niyetindesin ey nefs bana, ama çekil artık yolumdan, bu kavuşma arzusunu alma içimden… alamayacaksın da… artık izin yok sana, artık izin yok benden bu defa…’

Sabah namazını kılıyor ve dualarla hazırlanıyorsun en ağır savaşına, nefs ile harbine…

Ve güneş doğana yakın ayrılıyorsun Müzdelife’den… içinde aldığın kararın huzuru ile…

MİNA

Bayramın ilk gününde Mina’dasın, tüm düşmanlarınla karşı karşıyasın… hadi uygula artık kararını…

Hadi, göster kulluğunu, iradeni, esir olma yine, hadi, en büyük şeytana Akabe cemresine at önce 7 taşını… hadi at, en büyüğünden başla ki; ispatlayasın ihlasını…

Hadi, durma at, yıkarcasına, yakarcasına at… geri dönülmemecesine at…

Taşların hepsini birden değil, teker teker at ki, bir defa da atıp vazgeçmeyesin…

Tekrar tekrar atarak perçinle yüreğini Rabb’in sevgisine…

‘Bismillahi Allahu ekber’ diyerek, O’nun adıyla at ki, başarabilesin…

‘Şeytana rağmen’, şeytanlarını Allah rızası için taşa tut… başar artık Rabb’e yöneliş amacını o anda ve sonrasında…

KURBAN

Kurban zamanı, İbrahim’in Allah için en sevdiği varlıktan İsmail’den vazgeçtiği gibi, onu kurban ettiği gibi, kurban edeceksin, Rahman’dan gayrı sevgileri ve sevgilileri…

Kurban edeceksin gayr-i ilahi her şeyi… kurban edeceksin Rahman’a layık eb güzel şeyleri… kurban edeceksin O’nunla arandaki tüm engelleri…

Sana Rahman’dan daha sevgili gelen İsmaillerini kurban ettin artık, traş olup çıkabilirsin ihramdan, yasaklarından…

Kâbe’desin, ziyaret tavafı ile tüm farzları yerine getiriyorsun…

Ertesi gün, tekrar Mina’dasın… neden… çünkü rehavet yok,bir kez taşlama ile yetinme yok, kolay kolay pes etmez şeytanların…. bayramın ikinci günü; küçük, orta, büyük… üç şeytanı da 7 şer defa tekrar vurmalısın… üçüncü gün bir daha aynı sırayla ve nihayet dördüncü gün ( Mina’da gecelediysen bayram günlerinde eğer) son darbeleri indirmelisin, son vuruşların daha ağır olmalı, bir daha hayatına almamacasına yıkmalısın onları…

Evet, şimdi başladı HAC,

Tam da bitti zannettiğin anda başladı… yepyeni bir sen var şimdi…

İlahi yolculuğuna hazırsın… yolun açıldı ardına kadar… yıktın tüm engelleri…

Bıraktın ziyana sürükleyen acizlikleri… yüreğin, aklın hiç olmadığı kadar rahat ve huzurlu…

O’na aç ellerini ve yalvar; ‘ Rabb’im, o zulmete beni tekrar döndürme!’ diye yalvar…

‘karartma artık kalbimi’ diye yalvar…

‘beni, Sen’den gayrısına meylettirme’ diye yalvar…

‘bana, Sen’den gayrısının sevgisini verme’ diye yalvar…

ve:

‘beni, bu huzurdan bir daha mahrum etme’ diye yalvar…

Her adımında ve her nefesinde…

Sevdiklerin ve sevenlerin için de duada ol…

Unutma…

Hamdiye Y. KARAKAŞ