Bu sayfayı yazdır

Mekke-i Mükerreme


KÂBE (MESCİDÜ’L–HARAM)

Allah’ın (c.c) evi Kâbe’nin ilk Peygamber Hz. Adem tarafından inşa edildiği rivayet edilmiştir. Kâbe’ye yolculuk Hz. Adem ve Havva ile başlamıştır. Bu yolculuk, Nuh tufanına kadar devam etmiştir.

Nuh tufanının ardından Kâbe Hz. İbrahim tarafından yeniden inşa edilir. Allah (c.c) elçisi Hz. İbrahim’e hanımı Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’i Kâbe’nin bulunduğu yere  bırakmasını istedi. Hz. İbrahim Urfa’dan Filistin’e ve oradan Hicaz’a gelip eşini ve çocuğunu Allah’a emanet edip geri döndü. Üzerinde hiçbir bitki örtüsü bulunmayan dağların ortasındaki vadide Hz. Hacer ve bebeği Hz. İsmail’den başka bir canlı yoktu. Hz. Hacer bebeği için su ararken (Safa – Merve arasında) Hz. İsmail’in topuklarını vurduğu yerden günümüze dek hiç eksilmeden devam edecek ‘’Zemzem’’ akmaya başladı.

Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail Kâbe’yi birlikte inşa ettiler.  ‘’Cennet Yakutu’’ olarak isimlendirilen Hacer-ül Esved taşı Hz. İbrahim tarafından tavafa başlama yerinin işareti olarak Kâbe’ye yerleştirildi.

Kureyş’in Kâbe’yi inşaatı sırasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) 35 yaşındaydı ve Hacer’ül Esved’i bizzat mübarek elleriyle Kâbe’ye yerleştirdi.

Kur’an’ı Kerim’de Kâbe’nin ismi iki ayette geçmekte olup, çoğunlukla ‘’Beytullah, Beyt, Mescidü’l-Haram’’ şeklinde ifade edilir.

Kâbe, Allah’ın arşının veya arşın altındaki Beytü’l–Ma’mur’un yeryüzündeki izdüşümüdür. Peygamber Efendimiz’in ifadesiyle ‘’Beytü’l–Ma’mur’dan bir taş atılacak olsa Kâbe’nin damına düşer.’’ O nedenle Kâbe’yi tavaf etmek, sema ehlinin Beytü’l–Ma’mur’u tavaf etmelerinin yeryüzündeki yinelenmesidir.

Kâbe’nin Irak köşesiyle Şam köşesi arasında kalan ve Hilal biçimindeki duvarla çevrili olan alana ‘’Hatim veya Hicr-i İsmail’’ denir. Burası Kâbe’nin aslındandır ve burada kılınan namaz ve yapılan ibadetler Kâbe’nin içinde yapılmış sayılır.

Kâbe’nin köşesindeki tavafın başlama ve bitiş noktasına yerleştirilen Hacer’ül Esved'in (siyah taş) Hz. Adem’in cennetten çıkarıldığında beraberinde getirdiği iki şeyden birisi olduğu rivayet edilir ve aynı zamanda bu taşın önceleri beyaz renkte olduğu hadislerde rivayet edilmiştir. Rivayete göre tavaf eden günahkar insanların dokunmasıyla rengi koyulaşmıştır.

Hacer’ül Esved ile Kâbe arasında yer alan bölüme ‘’Mültezem’’ denilir. Bu kısımda yapılan duaların çokça kabul edileceği rivayet edilmiştir.

Hacer’ül Esved köşesinden önceki köşeye ‘’Rükn’ül Yemani’’ ismi verilmiştir. Fırsat bulunursa tavaf esnasında burası sağ el ile mesh edilebilir.

Zemzem kuyusu  Kâbe’nin doğu tarafındadır ve bugün tavafa engel olunmaması için üstü kapatılmış ve zemzem suyu alttan çekilmektedir. Peygamberimizin (s.a.v.) müjdesiyle ‘’Kim neye niyetle içerse o derde devadır’’ dediği şifalı sudur.

Aynı yönde sarı muhafaza içerisinde Makam-ı İbrahim bulunur.  Hz. İbrahim’in Kâbe inşaatı sırasında üzerine çıktığı ve ayak izlerinin bulunduğu taştır.

Kâbe’nin içerisinde güney-kuzey istikametinde 3 adet ahşap direk vardır. Zemin mermer kaplıdır ve Kâbe’nin kapısı hizasında 2 direk arasında Mekke’nin fethedildiği gün Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek sırtını kapıya dönerek namaz kıldığı mekan seccade biçiminde mermerle belirtilmiştir. Duvarlar 2 metre yüksekliğe kadar mermerle kaplıdır. Rükn’ül Iraki köşesinin iç kısmında dama çıkılan bir merdiven mevcuttur. Mermerlerin üstünde ilk kısımlar kırmızı atlas kumaşla kaplanmıştır.

"Mescid’ül Haram’da kılınan bir vakit namaz diğer mescidlerde kılınan yüz bin namazdan daha faziletlidir." (Hadis-i Şerif)



İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu