Bu sayfayı yazdır

Uhud Dağı ve Uhud Şehitliği


Uhud Dağı; Medine-i Münevvere’nin kuzeyinde Mescid-i Nebevi’ye  5,5 km uzaklıktadır.  Bir çok kıymetli madeni bünyesinde bulunduran ve kırmızı granit taşlardan müteşekkil bir dağdır. Yüksekliği 121 m’dir. Hemen mukabilindeki tepe okçular tepesi olarak bilinen ‘’Ayneyn Tepesi’dir’’. İkisi arasındaki vadiye ‘’Kanal Vadisi’’ denir. İslam tarihinde büyük bir öneme sahip olan Uhud Savaşı adını bu dağdan almıştır. ‘’Uhud Dağı Cennet’tendir. Allah ve Rasulü Uhud’u sever, Uhud’da Allah ve Resulünü sever.’’ (Hadis-i Şerif)

Uhud Savaşı; Hicretin 3. yılında Şevval ayında bu dağın önünde gerçekleşmiştir.  Savaşın sebepleri: Mekke’li müşrikler Bedir Harbi’nde yaşadıkları yenilginin intikamını almak ve Kureyş’in civar kabileleri arasındaki sarsılan otoritesini yeniden sağlamak amacıyla 3.000 kişilik bir orduyla Medine’ye hareket etmişlerdir.

Efendimiz (s.a.v) haberi  Mekke’deki amcası Hz. Abbas’dan alır ve savaş stratejisi konusunda ashabıyla istişare eder ve 1.000 kişilik İslam ordusu Medine’den ayrılıp Uhud’a doğru yola çıkıp Şeyhayn denilen mevkiye gelince münafıkların reisi Abdullah b. Ubey b. Selul  300 kişilik bir grupla ordudan ayrılır. Geri kalan 700 inanmış mümin Uhud’a ulaşır.. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ordunun yüzünü Medine’ye dönecek şekilde arkalarına Uhud Dağı’nı alırlar, Ayneyn Tepe’sine Abdullah b. Cübeyr komutasında 50 okçu yerleştirildi ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onlara ‘’Kazanıp  onları mağlup etsek  ya da yenilip hezimete uğradığımızı görseniz bile ikinci bir emre kadar kesinlikle yerlerinizi terk etmeyiniz.’’ diye emir verdi.

Savaş, mübarezeden sonra başladı. Tarihi kanlarıyla yazan İslam kahramanları aslanlar gibi savaştılar. İman bir kez daha küfre galip geldi. Kafirler gerilemeye başladılar. Bunu gören okçular Efendimiz’in (s.a.v) kendilerine vermiş olduğu emrin vaktinin sona erdiğine hükmedip tepeden aşağıya inerek ganimet  toplamaya başladılar. Okçuların reisi Abdullah b. Cübeyr 5-6 kişilik bir grupla tepede kaldı.

Arabın dört dahisinden biri kabul edilen Halid b. Velid bunu fark etmekte gecikmedi. Yanına aldığı bir grup atlıyla birlikte tepeyi arkadan dolaşarak Müslümanlara saldırdı. İki ateş arasında kalan Müslümanlar birer birer şehit düşmeye başladılar. Peygamberimizin amcası Hz. Hamza, İslam’ın davetçisi ve ordunun sancaktarı Mus’ab b. Umeyr,  okçuların reisi Abdullah b. Cübeyr, Peygamberimizin kayın biraderi Abdullah ibn Cahş gibi 70 tane güzide sahabe şehit verilmiştir. Peygamberimizin (s.a.v) dişi kırılmış ve miğfer demiri Peygamberimizin yanağına batmış ve yüzünden kanlar akmıştır. Daha sonra Peygamber Efendimiz orduyu dağa doğru çekilmesi emrini verir. Ordu toparlanarak, yaralar sarıldı. Bu durumu gören müşrikler tekrar savaşmaya cesaret edemeyip Mekke’ye geri dönerler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Uhud Şehitlerini  kanlı elbiseleriyle şehit oldukları yere defnetmiş, ashabıyla saf tutarak uzun bir şekilde dua edip sonra da Medine’ye dönmüşlerdir. (Uhud Şehitliğini Perşembe günü ziyaret etmek müstehaptır.)

 



Özel Ders Hac ve Umre Turları İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu Online Mücevher