Bu sayfayı yazdır

KERBELA AYI MUHARREM!


KERBELA AYI MUHARREM!

MUHARREM VE KERBELA!

Peygamber Efendimizin “onlar benim iki reyhanımdır!”[1] buyurduğu reyhanlarından birisi olan Hz. Hüseyin (r.a.) Kerbela’da Muharrem ayında ailesiyle birlikte şehit edildi.

Öncelikle Rabb’im şehadetlerini makbul ve onları bizlere şefaatçi eylesin.

Muharrem ayı geldiği zaman ekranlarda matem havası başlar. Kerbela denince yürekler dağlanır. Gözler nemlenir.

Her bir çocuk bu ay da Hüseyin gibi sevilir. Hüseyin gibi koklanır. Hüseyin gibi anılır.

Her çocuk Muharrem’de bir Hüseyin olur.

Muharrem Kerbela’dır!

Kerbela’da yaşananlar anlatılır, durur. Nasıl susuz kaldıkları, nasıl ihanete uğradıkları, ne şekilde şehid oldukları gece gündüz hikâye edilir.

Programlar, sempozyumlar, ekranlar, radyolar, gazeteler, dergiler Kerbela olur hep Muharrem’de!

Bir acıdır yaşanan. Bir ihanet şebekesi vardır tarihin içinde “iki reyhandan birini” şehid eden.

Yalan söyleyenler vardır Kerbela’nın orta yerinde. Sözünde durmayanların gevşeklikleri vardır şehitlerin her bir damla kanında!

İhanet edenler, sözünde durmayanlar, peygamber torununu korumayanlar, hunharca ve acımadan onu ve ailesini katledenler lan edilir gece gündüz!

Bu madalyonun bir yüzüdür!

Diğer tarafında ne var derseniz; aynalara bakmanızı salık veririm!

Üç kuruşluk dünya menfaati için sürekli yalan söyleyen, makamı için karakter satan, helalı haramı bir lokma için birbirine karıştıran, kendine güvenenleri ve eşlerini aldatan, çocuklarına dini anlatmayan, işçisinin hakkını yiyen, patronunu istismar eden, devleti dolandırıp yetim hakkına giren, rüşvet alıp midesine ateş dolduran…. Müslümanlar değil mi!

Kerbela’da söz verip tutmayanlarla, bugün söz verip tutmayanların ne farkı var?

Kerbela’da Peygamber torununu korumayanlarla bugün Peygamberin (s.a.v) getirdiklerini korumayanlar arasında ne fark var?

Kerbela’da Peygamber (s.a.v) torununu ailesiyle beraber katledenlerle, eşini, kızını, oğlunu göz göre göre korumayıp ateşe atanlar arasında ne fark var?

Sağınıza solunuza bir bakın, bugünün Kerbela’dan ne farkı var?

Komşularımıza kase kase aşure değil HAK’larını dağıtmanın farkını yaşamak gerek bundan sonra!

Sahte gözyaşlarına gerek yok sanırım, temiz bir abdest alalım da Kerbelamız sönsün artık!

“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İyi dinleyin; önceki çağlarda kitap verilenlere de size de “Allah’ın öfkesini çekmekten sakının!” diye tavsiye etmişizdir. 

Buna rağmen inkar ederseniz, biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. 

Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve övülmeye layık olan O’dur.  

Evet, göklerde ve yerdeki her şey Allah’ındır. Güvenip dayanmak için de Allah yeterlidir.  

İsterse sizleri bitirir de ey insan oğlu, yerinize başkalarını getirir!

Allah’ın buna da gücü yeter. Kim dünya sevabı isterse, bilsin ki hem dünya sevabı, hem ahiret Allah’ın katındadır. 

Allah her şeyi işitiyor, her şeyi görüyor.

Ey iman edenler!

Bizzat kendinizin, anne-babanızın veya akrabalarınızın zülfü yârine dokunsa da  adalet ve eşitlikten şaşmayın, zengin  fakir ayrımı yapmayın. 

Hepsinden öncelikli olan Allah’tır. 

Adaletten uzaklaşıp da nefsinize uymayın.

Eğer eğilir, bükülür veya savsaklarsanız, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” [2]

“Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz.

Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır.”[3]

[1] Tirmizî, Menâkıb: 31.

[2] Nisa; 4/131-135

[3] Nisa; 4/136



İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu