Bu sayfayı yazdır

RAMAZAN ve BİZ!


RAMAZAN ve BİZ!

RAMAZAN ve BİZ!

1438 hicri yılını idrak ettiğimiz bu günler bizi biraz daha Ramazan’a yaklaştırıyor. Ramazan bütün ihtişamıyla bize doğru geliyor. Bereketiyle, feyziyle, rahmetiyle ve bütün güzellikleriyle…

Ramazan bize hiçbir şeyini esirgemeden gelirken, göğsüne basıp rahmetiyle, mağfiretiyle bizi kuşatmaya, sarıp sarmalamaya hazırlanırken biz ne kadar hazırız onu karşılamaya?

Öncelikle Ramazan bizi nasıl karşılayacak isterseniz buna bakalım;

“Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Müminleri müjdele.”[1]

“Kim, iman ederek ve mükâfatını sadece Allah Teâlâ'dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları mağfiret olunur.”[2]

“Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir.”[3]

“Yine Ramazan geldi. (Bütün mağfiret imkânlarıyla) Cennet kapıları ardına kadar açılır, Cehennem kapıları sonuna kadar kapatılır ve şeytanlar bağlanıp kısıtlanır. Ramazan’ı idrak edip de bağışlanmamış olan kimseye yazıklar olsun!.. Kişi Ramazan’da da günahlarını affettiremezse, peki ya, ne zaman mağfirete nail olunabilecek?!
Hiçbiriniz oruçlu olduğu gün, çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya sataşırsa «Ben oruçluyum!» desin.”
[4]

Ashab: " Ya Rasulallah! Hiçbirimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz" deyince Resulullah (s.a.v.): " Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt kaşığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda köle ve hizmetçilerin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve cehennem ateşinden kurtarır.  
Ramazan ayında şu dört şeyi çokça yapınız. Bunlardan ikisini yapmakla Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisini yapmaktan da müstağni sayılmazsınız. Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet şunlardır:  
a- Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehâdet getirmek. b- Allah'ı anıp istiğfar etmek. Müstağni olmadığınız iki haslete gelince: a- Allah'tan cenneti istersiniz.  b- Cehennemden O'na sığınırsınız. Kim bir oruçluya su verirse, Allah da ona havzımdan öyle bir şerbet verir ki, artık cennete girinceye kadar hiç susamaz."[5]

"Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah Teâlâ için hiçbir ihtiyaç yoktur."[6] 

"İnsanların etlerini yemeğe devam edenler, yani gıybet edenler oruç tutmamıştır."[7]

“Ashabı Kiram: “Ey Allah’ın Rasulü!.. (Oruçlu) onu, ne ile zedeler?” diye sorduğunda, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Yalan ve gıybetle…” şeklinde cevaplamışlardır.”[8]

Ramazan’ın en sırlı gecesi!

“Biz onu Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesi nedir, bilir misin sen? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Meleklerle Ruh o gece Rabblerinin izniyle her iş için iner de iner. Tam bir esenliktir o gece, tâ tan yeri ağarıncaya kadar.” [9]

“Biz Kur’an’ı kutlu bir gecede indirdik.”[10] 

“Kadir gecesini, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.”[11]

“Aişe annemiz, Peygamber Efendimize (s.a.v.): Ey Allah’ın Rasulü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Fahri Kâinat Efendimiz de: “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla!” diye dua et!  buyurmuştur.”[12]

“Aişe annemiz şöyle buyurdular: Ramazan ayının son on günü girdiğinde Resulullah (s.a.v.) geceleri ihya eder, ev halkını uyandırır, ciddiyetle ibadete soyunur ve eşleriyle ilişkiyi keserdi.”[13]

“Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içinde arayınız!”[14] 

“Ramazan” Kelimesinin Anlamına Gelince:

Ramazan, Arapça bir kelimedir. Hicrî aylardan dokuzuncusunun ismidir. Ramazan kelimesinin manası ve bu mübarek aya Ramazan isminin verilmesindeki hikmet şöyle belirtilmiştir: 
1-Ramazan, "ramdâ" kelimesinden alınmıştır. Ramdâ ise; sonbahar yağmurlarına verilen bir isimdir. Yağdığı zaman yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına kullanılır. Bundan yola çıkarak Ramazan da müminlerin günah kirlerini temizler, kalplerini ak pak eder. 

2- Başka bir görüşte Ramazan, "ramad" kelimesinden alınmıştır. "Ramad" ise; güneşin şiddetli hararetinden ötürü taşların yanıp kızmasına denir. Kızgın taşlarda yürüyen kimsenin nasıl ki ayakları yanar, zahmet ve meşakkat çeker,işte bunun gibi oruç tutan kimse de açlık ve susuzluğun hararetine katlanır, zahmet ve meşakkat çeker, içi yanar.

başka bir deyişle kızgın taşların ayakları yaktığı gibi Ramazan da müminlerin günahlarını yakar, yok eder. Nitekim Enes b. Mâlik (r.a.)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Bu aya Ramazan isminin verilmesi günahları yaktığı içindir."[15] buyurmuştur.

Şu hâlde mübarek Ramazan ayında temiz bir niyetle oruç tutan ve ihlasla tevbe eden müminlerin günahları yanar, böylece günah kirlerinden arınırlar, tertemiz olurlar.

3- Bu aya Ramazan denmesinin bir diğer kaynağı yerel kültüre aittir. Bölge insanı bu ayda silahlarını bileyip hazırladıklarından dolayı bu isimle anılmıştır. Kılıcın namlusunu veya okun ucundaki demiri inceltip keskinleştirmek için kaygan iki taşın arasına koyup döğmek anlamına olan "ramd" kökünden alınmıştır.

4-Ramazan ismiyle ilgili olarak bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ramazan"ın Allah'ın isimlerinden olduğunu belirtmişlerdir.[16] Muhammed Hamdi Yazır, bu durumu tefsirinde şöyle izah eder; “Bu, Ramazan'da rahmet-i ilâhiyye ile günahların yok olacağını ifade eder.”[17]

 Ameller Niyetlere Göredir!

Dikkat edin! İnsanın bünyesinde bir et parçası vardır. Eğer o iyi olursa bütün ceset iyi olur; eğer o bozulursa bütün ceset bozulur. Dikkat edin o, kalptir!”[18]

Niyetin mekânı kalp’tir. Dil ile niyet gerçekleşir. Kalbin temiz tutulması niyete, niyetin temiz kılınması amellere tesir eder.  Niyet kaynağı, temiz olan kalptir. Oradan dile gelir. Temiz kalp ve dilin niyette birleşmesi ile ameller de temizliğe erişir.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) buyurduğu üzere;

“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resulü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resul’üne müteveccih sayılır. Kim de nail olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”[19] 

Hacca gidenler şeytan taşlama mekânında  temsili şeytanları taşlarken şu ifadeyi kullanırlar; “En büyük Allah’ın adıyla! Şeytana rağmen Allah’ın rızasını kazanmak için!” ve taşlarını atarlar.

Bu ifade hayatımızın her safhasında olması gereken bir ifadedir.

Mümin ve Müslümanın hayatı mücadele ile geçer. Nefsine ve kendisini Allah’ın Rıza’sından uzaklaştırmak için gece gündüz gayret eden şeytana karşı. Namazı, orucu, haccı ve zekatının dışında günlük hayatında da bir mücadele ve savaş vardır.

Tezgahında; hesap ve kitabıyla, evladıyla; kızıyla ve oğluyla, işyeriyle; patronuyla veya işçisiyle, evinde; eşiyle ve çocuklarıyla, okulunda; öğrencisiyle, öğretmeniyle, amiriyle, vs. siz bunları artırabilirsiniz.

Ancak imtihan nettir. Savaş ve mücadele çetindir. Ramazan ayı ve benzeri zaman ve mekânlar böylesi bir mücadele içinde “fırsat” ve “imkân”dır bilenler için. Hazırlığını yapanlar için. Hazır olanlar için.

Allah hiçbir mümin ve Müslümanı Peygamber Efendimizin (s.a.v) şu ifadelerine muhatap kılmasın;

“Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün! Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün! Ben yanında zikredildiğim zaman bana salat okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!”[20]
Rahmet ayı Ramazan size, sevdiklerinize ve sevenlerinize bereketli ve mağfiretli olsun.

[1] Tevbe Suresi 112

[2] Buhari, İman: 28, Leyletu'l-Kadr: l, Savm: 6; Müslim, Sıyam: 3,

[3] Buhari, Savm:2

[4] Buhari, Savm: 9

[5] Et-Tergîb, II, 94.

[6] Buhari, Savm; 8; No:1804; 2/673

[7] Deylemi, Firdevs, 4/77 No: 6238

[8] Nesâi, Sıyam, 43

[9] Kadîr, 1-5

[10] Duhân, 3

[11] Müslim, Müsafirin 174, Ebu Davud, Salat 318, Tirmizi, Savm 83

[12] Tirmizi, Deavât, 84

[13] Buhari, Leyletu’l-Kadr; 5

[14] Buhari, Leyletu’l-Kadr; 3

[15] İbn Kudâme, el- Muğnî, IV, 324

[16] İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 85.

[17] Hak Dini Kur’an Dili, I, 643-644.

[18] Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 107; Müsned, IV/280

[19] Buhari, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11

[20] Tirmizi, Deavât 110,



Özel Ders Hac ve Umre Turları İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu Online Mücevher