Bu sayfayı yazdır

HZ. İBRAHİM MEKANI


HZ. İBRAHİM MEKANI

Kudüs’teki Halhul şehrine gidince Müslüman olarak duygulanmamanız elde değil. Zira şehrin mahalleleri işgalci polis noktaları ile ayrıştırılmış ve bariyerlerle ayrılmış vaziyette.

Bir mahalleden diğerine geçmek için bariyerlerden izinle geçmek mecburiyetindesiniz. Aksi mümkün değil.

İbrahim Aleyhisselam’ın naaşının bulunduğu camiye girmek için bir değil üç tane bariyerden ve işgalci polisin pasaport kontrolünden geçtikten sonra gidebiliyorsunuz.

Külliye girişine konulan bariyerler adam boyunda. Rast gele geçmek mümkün değil. X ray cihazları da cabası. Elinizdeki eşyalar ve üzeriniz gerek görülürse aranabiliyor.

Bütün badireleri ve engelleri aştıktan sonra camiye giriş yapıyorsunuz. Cami de sizi Hz. Sare annemizin naaşı karşılıyor önce. Fatihalarla yad ettikten sonra caminin içine giriyorsunuz. İç kısımda burası aynı zamanda vakit namazlarının kılındığı mekân, Hz. İshak ve hanımı Refika annemizin naaşı var. Her birini ayrı ayrı Fatihalarla yad ediyorsunuz.

Arka kısımda peygamberlerin atası Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın mekânı var. Hem duvar hem cam ile ayrılmış bir bölme.

Diğerleri cami içinde ve Müslümanların kısmında olduğu için temiz ve layık oldukları vechile tertemiz. Ama İbrahim Aleyhisselam’ın mekânı berbat bir halde. Mekân toz toprak içerisinde. Dışarıya bakan pencereleri kırık. Kırıklardan giren toz toprak ortalığı perişan etmiş. Sandukanın üzerindeki örtü bile rüzgârdan uçup yere düşmüş. Bu acı halin sebebi nedir diye sorduğumuzda aldığımız cevap bizi içerisinden de perişan ediyor.

Makamın kapı anahtarının işgalcilerin elinde olduğunu ancak keyifleri gelirse anahtarı sadece temizlemek için verdiklerini söylüyorlar. İfadeler boğazımızda düğümleniyor. Bir şey diyemiyoruz cevap olarak. Gözlerimiz yaşarıyor ancak.

Mahzun, bedbaht bir şekilde Fatihalarımızı (ne yüzle bilemiyorum) okuduktan sonra geri geri çıkıyoruz mekândan.

Yusuf Aleyhisselam’ın makamına yöneldiğimiz de kapalı bir kapıyla karşılaşıyoruz. Giremezsiniz diyorlar. Bu mekânın anahtarı ve kontrolü de işgalcilerin elinde imiş meğer.

Sarsılarak, elimiz mahkûm ayrılıyoruz bu kapıdan! Fatihalar boğazımıza diziliyor. Gözlerimiz ağlak ağlak ayrılıyoruz mekândan.  Henüz caminin dışına çıkmamışken arkamızdan bir ses bizi çağırıyor. Birileri ricacı olmuşlar, işgalciler izin vermiş ve kapı açılmış diye.

Yaşanan telaş ve sevinç garip geliyor. Yusuf peygamberimizin mekanını görmek için bir işgalcinin iznine mecbur kalmak!

Küçük, sade beyaz bir yer. Ortada uzanan sandukanın etrafına doluşuyoruz. Filistinli rehber sessiz olmamız, nümayiş yapmamamız, sesimizi yükseltmememiz konusunda bir duruyor bir uyarıyor bizi.

Duvarın arkasını işaret ediyor sonra. Arkasında havra varmış. Ses gider de ibadet eden işgalciler rahatsız olurlarsa bir daha kapıyı açmazlarmış!

Sen ben biz sustukça daha çok izin bekleriz diye kendi kendimize söylenmemiz ancak anlık bir teselli oluyor nefsimize.

Fatihaların ardından sessizce çıkıyoruz mekândan. Sessizce biniyoruz otobüsümüze. Ve sessizce ayrılıyoruz Halhul’den.

Halhul arkamızda sessizce kalıyor!!



İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu