Bu sayfayı yazdır

MESAJLARLA PEYGAMBER'İ (s.a.v.) ÖRNEK ALMAK


MESAJLARLA PEYGAMBER'İ (s.a.v.) ÖRNEK ALMAK

Bir doğum gününe daha eriştik. Elhamdülillah!

Alemlerin Efendisi, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) doğum yıl dönümü.

Mevlid Kandili!

Kenzul Ummal’da geçen rivayete göre, Ebu’d-Derda ile Resulullah (s.a.v) arasında şöyle bir konuşma geçer:

Ebu’d-Derda: “Ya Rasulallah! Mümin hırsızlık yapar mı?” Resulullah (s.a.v): “Evet bazen olabilir.”
Ebu’d-Derda: “Peki, mümin zina edebilir mi?” Resulullah (s.a.v): “Ebu’d-Derda hoşlanmazsa da “Evet!”.”
Ebu’d-Derda: “Peki, mümin yalan söyler mi?”  Resulullah (s.a.v): “Yalanı ancak iman etmeyen kimse uydurur.”
[1]

***

Sağa sola bakmayalım boş yere…

***

Nasılsa bir gün… senede bir gün… ortalama bir ömürde altmış-yetmiş gün yapar. O da çok değil sanırım o yüzden biz sadece.

  • Kandil simitleri alıp dağıtalım,
  • Etrafımızdaki insanlara görmedikleri kadar tebessüm edelim,
  • Markette yanımızdan geçen bir çocuğun başını okşayalım,
  • Akşamına farzına yetişmek kaydıyla yatsı namazına gidelim,
  • Bol bol renkli resimli mesajlar atalım,

***

Bir örneği sadece mesajlarda yaşamaya çalışmak, ne beyhude bir gayret oysa!

***

Halbuki yılda bir kandilini kutladığımız Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şöyle özellikleri vardı:

 

Geçici sıkıntıları tasa etmezdi. Kanaatkâr olmayı, hayata iyi tarafından bakmayı tavsiye ederdi.

Temizliğe ve sadeliğe önem verir, lüks ve gösterişten sakınır, salaş bir görüntüden hoşlanmazdı.

Temizliği “İmanın yarısı” sayardı.

Bir öğünlük yemeğini bile, olmayana verdiği için hem kendisinin hem de ailesinin aç sabahladığı çok geceler olmuş, fakat kendisi ve ailesi, iyilik yapmanın ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın verdiği mutlulukla açlığın sıkıntısını yenmişlerdi.

Yeri gelince bir yiğit, yeri gelince son derece halim selim bir kimse idi.

Adaleti korur; insanlara mevki ve makamlarına göre muamele etmezdi.

Fakirlerin, kimsesizlerin, yetimlerin, hastaların, gariplerin, çocukların daha çok ilgi ve mutluluğa muhtaç olduklarını bilir ve ilgisini onlardan esirgemezdi.

Kibirlenmekten nefret eder, kibirle imanın bir kalpte birleşemeyeceğini söylerdi.

Kimseye büyüklük taslamaz, düşmanların karşısında da ezilip küçülmezdi.

Otoritesini sürdürmek için sunî ve zorlama tedbirlere başvurmazdı.

Dalkavuklardan hoşlanmazdı.

***

Yılda bir sadece kandilini kutladığımız Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu özellikleri de vardı;

 

Halkın arasına katılır; insanlarla olan ilişkilerini herhangi bir insan gibi sürdürür; hastaları, dostlarını, komşularını ziyaret eder; Müslümanların acı ve tatlı günlerini paylaşmaktan geri kalmazdı.

İş ve hareketlerinde taşkınlık yapacak karakterde değildi. Hayatı boyunca aşırılık ve taşkınlık yapmamıştı.

Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, aksine kusurları affederdi. Bir yerde bir kusur görse yüzünü çevirirdi. Bir şeye celâllenirse Kur’an’a uymadığından dolayı celâllenirdi. Bir şeyi beğenirse Kur’an’a uyduğu için beğenirdi. Allah’ın emirleri çiğnendiğinde sessiz kalmaz muhakkak tepki gösterirdi.

Kimseyi dövmemişti. Herkese karşı sabırlı davranıp “öf” bile dememişti. 

Rasûlullah (s.a.v), insanların en lütufkârıydı. Kendisinden bir şey soranı can kulağıyla dinler bütün vücuduyla ona yönelirdi.

Karşısındakinin sözünü kesmezdi. Soru soran ayrılıp gitmedikçe Rasûlullah (s.a.v) oradan ayrılmazdı.

Bir kimse Peygamberimiz (s.a.v) ile tokalaşsa tokalaşan kişi elini çekmedikçe O, elini çekmezdi.

Bir topluluğun yanına gittiğinde baş tarafa geçmez, boş bulduğu yere otururdu. Peygamberimiz (s.a.v), nerede oturursa otursun diğer insanlarla aynı hizada otururdu.

Zengin-fakir, genç-yaşlı ayırt etmez, yardım isteyen herkese yardım ederdi.

Herkese karşı güler yüzlüydü, güzel huyluydu. Çok merhametliydi, affediciydi, sert ve katı kalpli değildi. Bağırıp çağırmazdı.

Cimri değildi, kendisinden bir şey isteyen, ümit içerisinde olurdu. İhtiyacı olanların ihtiyacını yerine getirmeye çalışırdı.

Rasûlullah (s.a.v), her halinde oturup kalkarken sürekli Allah’ı zikrederdi.

Herkesin durumuna göre muamele edip, iltifat ederdi. Bu sebeple herkes, kendisinin Rasûlullah’ın (s.a.v) en yakını olduğu hissini taşırdı.

Toplulukla yemek yemeyi severdi. Yemeğe besmeleyle başlar, sağ elini kullanır, tıka basa yemez, doymadan sofradan kalkar, yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı.

Hiçbir ikramı ve hediyeyi küçümsemezdi.

***

Sağa sola bakmayalım boş yere… bunlar ağır geliyorsa nefsimize biz kaldığımız yerden devam edelim ve;

  • Kandil simitleri dağıtmaya,
  • Etrafımızdaki insanlara tebessüm etmeye,
  • Yanımıza gelen çocuğun başını okşamaya,
  • Bol bol renkli resimli mesajlar atmaya, devam edelim…

***

Size de iyi kandiller!

 

[1] Kenzul Ummal, H. No: 8994



İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu