Bu sayfayı yazdır

UMRE KRİTERLERİ!


UMRE KRİTERLERİ!

1- HALİS BİR NİYET:

  • ŞİRKETTE HALİS NİYET;

Umre yolcularını, “Allah’ın misafirlerini” samimi duygularla muhatap almalı, sıradan, basit bir kazanç kapısı olarak değil, ağırlanacak değerli bir misafir, kıymet verilmesi gereken “Allah’ın davetlisi” olarak görmelidir.

Kayıt anından itibaren saygı ve hürmet çerçevesinde yaklaşım sergilemeli, her hareketten önce bilgilendirme yaparak misafiri “acabalarla” yormamalı, önceden bilgilendirme yaparak seyahati hakkında onu rahatlatmalıdır.

Kime, neden hizmet verdiği bilincini hiçbir şart ve durum altında unutmadan, kimi zaman bir çocuğa hitap ediyormuşçasına anlaşılır, kimi zaman bir büyüğe rapor veriyormuşçasına saygılı ama her zaman ne yaptığını bilir, konusuna ve duruma hâkim ve tarzını, saygınlığını, çizgisini koruyan bir tavır içerisinde olmalıdır.

Niyetin “halis” oluşu şirket bünyesindeki her elemanı kapsamalıdır. Zira bu sefere çıkanlar herhangi bir tatil köyüne değil, Allah’ın (c.c.) evine, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yeşil kubbesine yüz sürmeye niyetlenmiş Allah’ın özel davetlileridirler.

Hiçbir iş sektörüne nasip olmayan bir mevzu vardır ortada. O da Allah’ın özel misafirlerine hizmet etmek, mihmandarlık yapmak, onların ömürlerinde belki bir defa yapacakları bu özel dini vecibelerinde yanlarında olarak onlara destek olma şerefine ermek! Unutulmamalıdır ki “kâr” niyete endeksli bir bereket taşır içinde!

  • MİSAFİRDE HALİS NİYET;

Dünyada hiç kimsenin almadığı özel bir daveti alarak, “Allah’ın daveti” ile bu sefere çıktığını hiçbir zaman unutmamalı her şart, durum ve halde bunu bilmeli ve bu şuuru gece gündüz “halisane” bir niyetle yüreğinde taşımalıdır.

Basit, sıradan, alelade bir sefer değildir çıkılan bu sefer belki bir dahası olmayacaktır. Hazırlığını ona göre yapmalı hareketlerini buna göre tanzim etmelidir.

Üzerine düşen görevleri vakti gelmeden yapmalı, şirkete gerekli evraklarını teslim etmeli ve ödemelerini önceden, işlemleri aksatmayacak şekilde yapmalıdır.

Bedenen hazırlandığı gibi bu sefere ruhen de hazırlanmalı, karşısına çıkan sıkıntılı her hal, durum ve şart içinde “halis niyetini” bozmadan tavır almalı, yük olmamalı yükü hafifletmelidir.

Bir “davet” bir kere çıktı diye her zaman çıkacak değildir. Bu seferi tekrarlamak veya yenilemek bir daha mümkün olmayabilir! Bu sefer ilk veya onuncu kere de olsa, “son sefer” olabilir. Bunu gözden kaçırmamalıdır!“Halis bir niyet” taşımayan hiç kimse bu sefere çıkmamalıdır!

2- İYİ BİR REHBER:

  • ŞİRKETTE İYİ REHBER;

Mekke- Medine konu ve mekân bütünlüğünü taşıyan, asırlardır Müslümanların uğradığı mekanlardır. Sevr aynı dağdır, Arafat aynı tepedir, Mina – Müzdelife aynı ovadır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşları yıllar önce olmuş bitmiş hikayelerdir.

Madde – mana ikileminde tercih edilen tarafta “mana” yok ise, samimiyet, içtenlik, hoşgörü, fedakârlık yok ise “iyi rehberlik” yapılamaz, “iyi rehber” olunmaz!

Bir misafir “gelir” olarak görüldüğü sürece tavaf’ın da sa’y’ın da tadı kalmaz. Yorgunluk olur bütün hareketler “rehberin” gözünde!

Arapça bilmek, rehber olunur anlamına gelmez. Hoş sohbet olmak bir şeyler biliyor manası taşımaz. Hele çok müşteri toplamak hiçbir zaman rehberlikle kıyaslanamaz! “Ruh” gereklidir!Bu yolda hizmet edecek kişinin “ruhu” olması gerekir!

Madde – mana ikileminde “bereket” için seçilen tarafa dikkat etmek gerek! Para getiren değil, “bereketli kâr” getiren rehber seçmelidir şirketler!

Ve rehberler yetkin, konuya hâkim, bilgili ve birikimli olmalıdır. Onuncu kez de anlatsa Sevr’in hikayesini, dinleyenler ilk kez dinliyormuşçasına dinlemelidirler.

Rehber misafiri için bir oda seçerken anne-babasına seçiyormuşçasına seçmeli. Bir misafirine bakarken kardeşine, ablasına bakıyormuş gibi bakmalıdır!

  • MİSAFİRDE İYİ REHBER;

Ömrün bir diliminde belki de bir dahası olmayacak bir fırsatın yakalanması şuurunda hareket eden hiçbir insan böyle bir sefere “rast gele” çıkmaz!

Rehber kitaplar okumalı, bölgeyi, şehirleri, ihram’ı ve umre’yi öğrenmeli, yolculuğuna bilerek çıkmalıdır.

Önümüzde rehberler var nasılsa anlatırlar, tarif ederler diye belki ömründe bir daha nasip olmayacak böyle kutlu bir seferin her anını bilinçli bir şekilde “nasıl değerlendirebilirim?” diye kendine dert edinmelidir!

Evet önünde rehber vardır, evet her hareketinde ne yapacağını işaret eden bir görevli yanındadır, ancak bilerek, bilinçli olarak dini bir vecibeyi eda etmenin tadını kendinden başka kim verebilir kişiye?

Önem verdiğimiz bir konuda çocuğumuza dahi güvenmeyip kendi işimizi kendimiz görmeye çalışırken, ömürde bir kez nasip olan bir hareketin işlemlerini – ne kadar da bilse- neden bir başkasının rehberliğine bırakıp kendimizi bir robot gibi emredileni yapan konumuna getiriyoruz ki?

Hangi ruh hali bir bedenden diğerine istendiği gibi geçmiş ki rehberin verdiği komutlarla tavafın ruhunu yakalayıp, sa’y’ın atmosferinde kaybolalım?

Rehber, organizasyon içinde ancak aracımızın, odamızın tedarikinden sorumlu bir görevden başka hangi şekli ile bizim ibadet ruhumuza tesir edebilir ki?

Program içerisinde elbette başka misafirlerin hakkına tecavüz etmemek adına rehberin yönlendirmelerine göre hareket edeceğiz. Program akışına halel getirmemek, kul hakkına girmemek için!

Gerisinde davetli benim, misafir benim. Allah (c.c.) beni davet etti, ev sahibi ile misafirin arasında bir rehberin işi ne?

3- DOĞRU BİR ORGANİZASYON:

  • ŞİRKETTE DOĞRU ORGANİZASYON;

Yalansız, art niyetsiz bir organizasyon “doğru” bir organizedir!

Kapıdan içeri giren misafiri “kaçırmamak” için ne isterse “tamam”, “olur”, “yaparız” demeden yapılan organizasyon “doğru” bir organizedir!

Ne zarar gören ne zarar veren organizasyon, “doğru” bir organizedir!

Bunlara ilave olarak misafirin tercih ettiği tur programını rahat ve huzur içinde yaşayabilmesi için alternatifli planlamalar yapılan organizasyon “doğru” bir organizedir!

Yaşanabilecek aksaklıklara karşı “topu taca atmayan”, “bahaneler üretmeyen” organizasyon “doğru” bir organizedir!

  • MİSAFİRDE DOĞRU ORGANİZASYON;

Temiz bir niyet, halisane bir kalp, sabırlı bir yürekle kutsal yolculuğa kendisini hazırlayan misafir “doğru” bir organize yapmış demektir!

Mevsimine göre çantasını hazırlayan misafir “doğru” bir organize yapmış demektir!

Sürekli kullandığı ilaçlarını yeterli ölçüde yanına alan, sağlık problemini önceden şirketine bilgi veren, istenen evrakları zamanında teslim eden, ödemesini bekletmeden gerçekleştiren misafir “doğru” bir organize yapmış demektir!

Havalimanlarında, transfer araçlarında, otel giriş ve çıkışlarında duruma göre mutedil bir şekilde hareket eden, sorun değil çözüm olmaya çalışan misafir “doğru” organize olmuş demektir!

Kabe’yi, Ravza-i Mutahhara’yı dolu dolu değerlendiren, değerlendirebilmek için yola çıkmadan okuyup araştırıp, bilgi toplayıp, ruhen ve ilmen donanıp hazırlanan misafir “doğru” organize olmuş demektir!

Gittiği gibi dönmemeyi hedefleyen, buna gayret eden, halis niyetle, temiz bir kalple yola çıkan misafir “doğru” organize olmuş demektir!

Cebinin “kârını” düşünürken, ucuz olduğu için “yetkin”, “ehil”, “samimi” olmayanlara, kendisini “kazanç kapısı” gören firmalara tevessül ve tenezzül etmeyen misafir “doğru” organize olmuş demektir!



İmmib Bilişim Teknoloji Bloğu